12 Kasım 2016 Cumartesi

Pişmanlık (1)

Cem yatağın köşesine oturmuş düşünüyordu, hayatında hiç pişman olmamıştı yaptığı hataları umursamamıştı nede olsa insanlar zaten her şeyi hak ediyorlardı. Hiç kimseye aşık olmamıştı.
Özlediği özlem duyduğu kimseler olmamıştı. Nasıl olurda Hande'yi unutamazdı .
Fakat bunun sevgiyle yada aşkla alakası olduğunu sanmıyordu sadece unutamıyor ,onun hayatında
kalmasını istiyordu. Şimdiye kadar birsürü yalan söyledi fakat hiçbirini gidipte kimselere anlatmamıştı.
Neden 3 sene önceki arkadaşı ve şimdiki sevgilisi olan Hande'ye bu kötülüğü yapmıştı ki. Sadece çocukluk olarak düşünüyor
Kendini bu vicdan azabından kurtarmaya çalışıyordu. Tavanda ki çatlağa bakarak aniden bir karar verdi.
Hande'nin bunları öğrenmesi gerekiyordu sonu ne olursa olsun . Cem 1.75 boylarında , kumral tenli , siyah saçlı , yeşil gözlü , sıska , çevik , çalışmayı , bir şeyleri ögrenmeyi seven , sürekli değişim gösteren , kafa yapısı değişen , çok yönlü bir gençti. 18 yaşlarındaydı babası Karaca, annesi Gül Hanım .Babası çiftçi annesi ev hanımıydı. Bağımlılık derecesi çok azdı zaten .Hande bu konuda ona yardımda bulunmuş ve kötü alışkanlıklarını bırakmasında yardımcı olmuştu .Hande hep ona yardım etmişti. Hak etmiyordu belki ama etmişti Cem insanlardan nefret eden bir kişiydi çocuklugundan bu yana herzaman insanlardan dostlarından sevgililerinden darbe yemişti '' Bir boka yaramazsın sen ne yapacağın belli olmuyor belli bir kararın yok geleceğe dair kararların sürekli değişiyor çok kibar bir insanken bir anda piskopat olabiliyorsun karaktersizsin'' Cem degişmeyi seviyordu bunu bir hastalık gibi değil insan güdüsü olarak algılıyor ve durumundan memnundu. İnsanların bir bok bilmediğini söyler kendince o ortamlarda pek bulunmazdı kimseye zarar vermek değildi amacı ama degişim gösterdikce bir sürü vaadde bulunduğu sevgililerini eşleri dostlarını bir anda terkedebiliyordu. İnsanlar zaten acımasızdı neden değer versinki ama neden deger verip çekip gidiyordu ve bunu umursamıyordu bilmiyordu. Eskiye dönecek olursak yaptığı hiç bir şey taktir edilmemiş hep ikinci plana atılan bir insandı . Çünkü o kararsızdı kimse güvenmiyordu. Okul da yaptığı projelerini çalıp kendim yaptım diyen arkadaşlara bile sahipti neden bu kadar yetenekli bir genci umursamıyorlardı çünkü o kararsızdı bir anda herşeyden vazgeçebilirdi bu riski kimse göze alamıyordu çevresi Cem'i çok iyi tanıyordu ve güvenmiyordu. Okulda hiç arkadaşı olmamıştı olsa da onlar da Cem'e kazık atmıştı . 3 tane arkadaşı vardı Gökhan Murat ve Rağıp onlarla sohbet etmekten hoşlanırdı. Çünkü onlar cemi olduğu gibi kabul ediyordu onlarında pek Cemden kalır yanı yoktu diyebilirim ama onlar kararsız insanlardan değillerdi sabit karakterlere sahiplerdi. Gökhan Murat ve Rağıp Küçük kasabalarının yukarı parkında oturuyorlardı.
Cem ''Dayanamıyorum aga Handeye söylemem gereken bir şey var ama yapamıyorum çekip gider beni olduğum gibi seven tek kız o ama o bana bu kadar iyi davranırken ben ondan birşey saklayamam yemin ederim bak başka birisi olsa anasını sikiyim çokta sikimdeydi der geçerim ama bu sefer olmuyor '' 
Gökhan ; ''Cem amına koyim zaten 3 gün sonra unutucan la neyine kafaya takıyon hepimiz biliyoruz umrunda olmadığını'' 
Cem;'' tamam ağa unutursam unutuyum ama söylemem gerekiyor anlatmam gerekiyor içimde kalırsa daha kötü olur''
Murat; aynen cem anlat içinde kalmasın. bir yalanla yaşamaktansa bir doğruyla ölmek iyidir.
Rağıp; Bumu ölecek abi bundan bi sikim olmaz 2 gün sonra unutur gider zaten.
Cem ağır bir sükunete bürünmüştü 10 dakika ağzını bıcak açmadı ve birden ayağa kalkarak lan şimdiye kadar canımı çok yaktılar benim kimseye faydam dokunmadı ama benden çok faydalandılar aga o kız yapmadı abi ya yapmadı be hak etmiyor bunların hiç birini benim gibi bir pisliğide hak etmiyor şimdeye kadar çok kötülük yaptım insanlara hepsinin de bir sebebi vardı bu kıza sebepsiz yere iftira attim. Kaybedecek bir şeyim yok ve bu özgürlüktür gidip herşeyi açıklayacağım. İlk defa Cemin gözlerinin kızardığını gördüler kirpikleri titriyor mimikleri cansız bir şekilde boşluğa gözlerini dikmişti.
Rağıp; Lan lan kendine gelsene oğlum. Diyerek sirkeledi.
Cem ''Siktirin gidin lan benden bir bok olmaz oğlum. 
Bu konuşmayı gözünün önüne getirdi ve Yatağın kenarından yere doğru gözünden bir yaş düşer gibi yere bıraktı kendini. Saçlarını elleriyle yoluyor gözlerinin titrediğini hissedebiliyor hatta sessizligin sesini duyabiliyordu. Cüzdanını çıkardı Handenin resmine bir bakış attı baş parmagıyla resimi okşadı ve Titrek bir sesle ''Şimdi benimde yalanlara inanmaya ihtiyacım var hande'' diyerek deri montunun yan cebinden Kırmızı Palmal paketini çıkardı son dalıydı metal çakmağıyla 3. Çakışta yaktı kül tablasını masanın üzerinden aldı yere koydu . Cüzdanından hiç çıkarmadığı sürekli baktıgı resmini çıkardı çakmağı yerden aldı ateşledi resme doğru getirdi çakmağı yere çarparak attı ani bi hareketle cüzdana geri koydu . telefona sarıldı ''Seninle görüşmek istiyorum'' mesajını handeye yolladı ''yarın saat sabah onda okulun orda inerim ordan birlikte Seyran Tepe'ye geçeriz '' mesajını okudu ardından buz dolabına baktı yan gözlerde ilaçlar vardı , annesinin bazı ruhsal bozuklukları vardı depresan ilacını aldı 1 tane çıkardı çatlamış dudaklarının arasına sıkıştırdı odasına geri döndü sürahiden bir bardak su doldurdu ilacı yuttu boğazına takıldı su yardımıyla yutabilmişti. Telefonu eline aldı ''anlaştık'' hande birşeylerin olduğunu hissetmişti ''kötü birşey mi oldu '' diyerek cevapladı. Cem hayır sadece uykum var yarın konuşalım diyerek msj atmayı bıraktı . Yatağa kıyafetlerini çıkarmadan uzandı bir şeyler fısıldıyordu dediği şeylere kendi cevap veriyor duvarla yüz yüzeydi sadece anlaşılabilir bir söz söyledi ''Bir sürü doğru söyledim ama burnum hiç kısalmadıki benim'' . Hande geldi, beklettim kusura bakma canım diyerek yanağına bir öpücük bıraktı . şöyle bir Ceme baktıktan sonra Neyin var senin Hiç İyi görünmüyorsun diyerek omuzuna bir yılan bıraktı handenin yanına dans ederek şapkalı yüzü duvar kadar mat 50 yaşlarında göbekli palyaçoyu andıran bir tipti bir okadarda korkunç cemin cebinden sigaralığını aldı güler bir şekilde içinden bir sigara çıkardı cemin ağzına uzattı sigarayı ve yaktı hande bir tokat attı agzındaki sigara yere düştü ve Palyaçonun elinde bir balyoz beliri verdi tam vuracakken balyozun ucunda 13 sayısını gördü aniden uyandı saate baktı saat 03.24 ''Amına koyduğumun palyaçosu'' 13 neydi aceba batıl bir inanç edindi 13 .
Yastığa kafasını çarparak uykusuna devam etti. Çalar Saatin zırlamasını duyunca çalar saatin tepesine bir tane vurdu saat 09.30 olmuştu kalktı yemek yemeden bir sigara yaktı koşa koşa Yeniçubuk durağına gitti dolmuşa binmeden bir simit , bir de çay aldı. dalgınlıkla eli çaya çarptı bardak kırıldı Kahveci "ne yapıyon amına koyim sen" deyince irkilip döndü ve" siktir lan " dedi . 
Dolmuşa bindi ve gemerek durağının orda handeyi gördü indi.Hande; Babam bir kaç şey duymuş dün çok kızdı . diyerek lafına başladı Cem "eee bir şey olur mu" dedi . Hande " Ne olursa olsun" diyerek gülümsedi ve Ceme bir bakış attı. Cemin 3.Gömleginden içeri bir ateş düştü ama ne ateş ağa, ama ne ateş. İster istemez bıyık altından güler gibide oldu . yürümeye başladılar seyrana doğru hafiften bir bulut havada sıcaklık vardı. Çok severlerdi bu havaları çok eğlenirlerdi birbirlerini döver, saçma sapan konular konuşur pek aşk cümleleri fısıldamazlardı . birinde Cemin telefonunda ceme ayit çok komik bir fotograf bulmuştu Cem telefonu çekti aldı hande gülerek bida bakmak istedi Cem : olmaz Hande zorla almaya çalıştı ikiside çok gülüyor eğleniyor Resmi bahane ederek sarmaş dolaş yerlere uzanıyorlardı . Cem kimseyle bunları yaşamadı ilk kez bu kadar güzel bir birlikteliği olmuştu. Cem sanrısından kurtularak Handeye baktı hande gülümsedi seyrana gittiler müsait bir bank bulup oturdular, Cemin aklını her buluşmada Attığı iftira karıştırıyor suskunlaştırıyordu ama her defasında hande yine nereye daldın diyerek yada bir espiriyle ortamı canlandırıyor ikisi birden gülmeye başlıyordu. Yine bir espiriyle ortamı canlandırdı Hande o kadar sıcak bir insandı ki .Cem için gülmek içten bile deyildi . Eğlendiler. Sanki bulutların tepesindelerdi. Çok gülüyorlardı birşeyler aldılar bank'a geçtiler Cem kekin ambalajını açtı ve oynatmaya başladı ''Vırk Vırk sencede boka benzemiyor mu ? '' Handenin kahkahasıyla Cem bunun güzel bir rüya olduğunu anladı elİnde sonunda ayrılmaları gerekecekti. Cem yine daldı gitti uzak düşünceler içinde kayboldu. Handenin arkadaşları ilerde bi bankta oturuyorlardı onların yanına gidip geri gelicem dedi. Cem bir şey diyemedi Hande güldü ve gitti. Hande geri döndüğünde Cem hiçbir şeye cevap vermemeye başlamıştı verse bile kısa cevaplardı.
Hande bu yaptığının kabalık oldugunu düşündü. Kızların yanına gittidigi için yalnız bıraktığı için tavır yaptıgını kanısına vardı ama Cem kendi içinde savaş veriyordu bunlar umrunda bile değildi. Bir sigara yaktılar Sırtlarını birbirlerine dayayarak öyle uzaklara daldılar. Cem yorgun bir sesle hadi gidelim. Yan yana yürümeye başladılar durağa geçtiler dolmuş bekliyorlardı uzun bir vakit geçti 30 dk 40 dk içinde dolmuş geldi içeri geçtiler Cem Çarşıda indi. Handeye bir bakış attı yorğun bir şekilde evinin yolunu tuttu 6 saattir birliktelermiş nede çabuk geçti bu zaman .
Cem biraz yürüdükten sonra evine gelebildi canı hiç birşey istemiyor Hande ile bile sohbet etmek istemiyordu buzdolabından depresan ve bi bira aldı odasına geçti 2 tane depresanı çıkardı birasının içine attı. Acıktıgını hissetti mutfaktan kendine çift kaşarlı bir tost hazırladı geldi birası ile birlikte yedi depresanın etkisiyle yatağa uzandı tavanın çatlaklarına bakarken uyuya kaldı . 4 saatlik bir uykudan sonra uyandı saat 20.14 kalkıp biraz dışarıya bakındı arkadaşlarına rastladı. Oturur biraz konuşurlar.
Gökhan;Handeyla ne oldu anlatabildin mi ?
Cem;Hayır herşey yolunda gidiyordu anlatmak istemedim
Murat; Abi sen bi boku beceremiyorsun .
Cem; Lan amına koyim çok mutluyuz söyleyemiyorum bir türlü.
Murat; Ağa kızı üzücen lan hiç düşünmüyon mu ? herşey dahada ilerlemeden yap şunu
Cem; Siktigimin yerinde hapis gibiyim kendimle savaşıyorum lan resmen iftira attım sana diyemiyorum ağa .
Murat; Elinde sonunda söyliceksin biliyoruz bunu kızı daha çok üzeceksin lan inceldigi yerden kopsun yeter Cem yeter bi boku beceremiyorsun lan ilişkini başlamadan bitirmissin lan sen iyi birşey yapıyorsun bir bokluk çıkarıp eline yüzüne bulaştırıyorsun onuda.
Rağıp; Doğru kanka çok değer veriyorsun bu kıza hem kendini üzücen hemde kızı inceldiği yerden kopsun belki geri affettirsin kendini
Cem; Hiç bilmiyorum ....
Gökhan ; Bi bokuda bil amına koyim ya.
Murat ; Paranız varsa bi ortam felan kuralım kafa dağıtalım içimi leş ettiniz yemin ediyorum lan.
Rağıp; benden 30 lira çıkar abi
Gökhan; 25 te bende var kanka
Cem cüzdanı çıkarır handenin resmine bakar içinden yanlış yaptıgını düşünür kıza içmicem demişti , ama rakı sofrasındandada kaçılmaz .
Ceme çok sevdiği bir abisi(Suphi); Arkadaşının derdi olur tasası olur sende yanında oturup eşlik etmezsen en büyük şerefsiz sensin demiştir.
Cem;25 lirada bende var ağa 
Murat ; 50 Lirada bende var gidip bi 100lük rakı 2 şerde bira alalım
Nevaleyi alırlar aşşağı tren yolunun altında içerler Cem artık ne kadar sarhoş olursa olsun gülmemeye başlamıştır bir tebessüm edemez olmuştur. Tepkilere kapalı duyarsızlaşmıştır. Herkez kalkmış gitmiştir bütün şişeleri teker teker kırmaya başlamıştır son şişeyi içtikten sonra şişeyi kırar elinden bırakmaz boğazına dayar. Telefonu çalar .
Cem; Vayy amına koyim.
Telefon bir kaç kez çaldıktan sonra şişeyi atar kolonların üzerine oturur telefonu açar.
Telefonda annesi Gül Hanım vardır ''Oğlum çok geciktin artık gelsene''.
''Tamam geliyorum''
Cem oturtuğu yerden kalkar yerin tozunu kaldıraraktan ''Fikret Kızılok Bir Harmanım bu akşam'' Parçasını dinler bir şekilde deri montunu sırtına atar parçaya eşlik ederek evinin yolunu bulur dış kapının eşiginden adım atar 
Ve duraklar ''Her gecenin sabahı her derdin bir dermanı varda benim dermanım yok'' diyerek cebinden depresan haplarını çıkarır 3 adet yutar geri cebine koyar kapıyı çalar annesi açar . ''oğlum bune hal''
Hiç bir şey diyemez bir volkan kadar dolmuştur gözünden bir damla yaş çenesinden süzülür yere öyle bir çarparki hiç bir şey anlatmasına gerek kalmaz annesine sarılır. Odasına geçer kapısını kapatır bir Kırmızı Palmal yakar. Oturur aynı yatağın aynı köşesine saatlerin önemi yok yalnızlığa dönüyor diyelim insanı içtikleri değil yaşadıkları sarhoş yaparmış gözlerini kan çanaği yaparda doya doya ağlatmazmış ''dilim elvedaya dönmüyor hande'' diyerek göz kapaklarını kapatır birden bire durduk yerden sıçrayarak kalkar karşısında hande. ''Hande ne işin var burda ''
Hande; Senin için geldim
Cem; Ben sana öyle kötü birşey yaptımki hande.
Hande;.........
Cem; Aslında birbirmize benzemiyoruz ben benzetiyorum aslında aslında.
Hande;.......
Cem; Düşün Senin kafiyeli bir hayatın var, benimkisi Orhan Veli misali kafiyesiz şiir. 
Kafasını boşluğa bırakır duvara çarpar hande gitmiştir.
Cem; Yalnızlık o kadar güzel dalğa geçiyorki lan amına koydugumun yerinde üzüyor üzüyorda bir teselli vermiyor... Ve uyur